türkmen alevi ocakları birliği kültür eğitim ve sağlık vakfı Blog Duyuru ALİ COŞKUN’DAN  KIZILCAPINAR’DA DİKKAT ÇEKEN KONUŞMA!
Duyuru Etkinlik Genel Ziyaret

ALİ COŞKUN’DAN  KIZILCAPINAR’DA DİKKAT ÇEKEN KONUŞMA!

“BİR TOPLUMU YAŞATAN ŞEY; HAFIZASI KÜLTÜRÜ VE BİRBİRİNE SAHİP ÇIKMA DUYGUSUDUR”

Aydın’ın Germencik ilçesine bağlı Kızılcapınar Mahallesi’nde bu yıl 5’incisi düzenlenen Geleneksel Kızılcapınar Bahar Şenliği, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Germencik Belediye Başkanı Altan Akaroğlu’nun ve Türkmen Alevi Ocakları Birliği Kültür Eğitim ve Sağlık Vakfı Başkanı Ali Coşkun’un da vakıf adına katılım sağladığı şenlikte, Başkan Coşkun dikkat çekici konuşma gerçekleştirdi. Ege Tahtacı Kültür Eğitim Kalkınma ve Yardımlaşma Derneği Kızılcapınar Şubesi’nin katkılarıyla düzenlenen etkinlikte; Anadolu’nun kadim kültürü, Tahtacı Türkmen geleneği ve Alevi-Bektaşi irfanı ön plana çıktı.

Başkan Coşkun, etkinlikte yaptığı konuşmada hem Tahtacı Türkmen kültürünün Anadolu’daki yerine hem de Alevi-Bektaşi öğretisinin toplumsal anlamına dikkat çekti.

 

GERMENCİK’TE KÜLTÜR VE MUHABBET BULUŞMASI

Sabah saatlerinden itibaren başlayan etkinlikte vatandaşlar bir araya gelirken, yöresel kültür unsurları, saz eşliğinde deyişler, geleneksel oyunlar, sergi gibi etkinlikler gün boyunca devam etti. Özellikle Tahtacı Türkmen kültürünün yaşatılması adına düzenlenen şenlikte birlik, dayanışma ve kültürel hafıza vurgusu öne çıktı.

 

Program kapsamında konuşan Başkan Ali Coşkun, Germencik Belediyesi ile organizasyonda emeği geçen tüm kurum ve gönüllülere teşekkür ederek, bu tür buluşmaların yalnızca bir şenlik değil, aynı zamanda kültürel hafızanın korunması açısından önemli olduğunu ifade etti.

“BUGÜN BURADA YALNIZCA BİR ŞENLİK GÖRMÜYORUZ”

Konuşmasında Anadolu’nun ortak hafızasına dikkat çeken Vakıf Başkanı Ali Coşkun, şu ifadeleri kullandı:

“Bugün burada aslında yalnızca bir bahar şenliği görmüyoruz. Burada geçmişten bugüne taşınan bir kültürün nefesini görüyoruz. Bir lokmanın paylaşılmasında yaşanan kardeşliği, bir sazın telinden doğan hafızayı, bir sofranın etrafında birlik olmanın kıymetini görüyoruz.”

TAHTACI TÜRKMENLERİNİN KÜLTÜREL HAFIZASINA VURGU

Ali Coşkun, Tahtacı Türkmen kültürünün Anadolu’nun en köklü damarlarından biri olduğunu belirterek, doğayla kurulan bağın, emeğin ve dayanışmanın bu kültürün temel unsurları arasında yer aldığını söyledi.

“ALEVİLİK BİR VİCDAN TERBİYESİDİR”

Konuşmasının önemli bölümünde Alevi-Bektaşi öğretisine değinen Coşkun, Aleviliğin yalnızca bir inanç sistemi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

“Alevilik yalnızca anlatılan bir inanç değildir. Alevilik bir yol’dur. Bir erkân’dır. Bir ikrar’dır. Bir vicdan terbiyesidir.” sözleriyle konuşmasını sürdüren Coşkun, insan merkezli bir anlayışın önemine dikkat çekti.

HORASAN’DAN ANADOLU’YA UZANAN İRFAN YOLU

Konuşmasında Horasan erenleri ve Hünkâr Hacı Bektaş Veli’ye de geniş yer veren Ali Coşkun, Anadolu’nun manevi mayasının irfan geleneğiyle yeniden şekillendiğini söyledi.

Coşkun, Hoca Ahmet Yesevi dergâhından Anadolu’ya uzanan irfan çizgisinin bugün hâlâ canlı olduğunu belirterek, Alevi-Bektaşi kültürünün yalnızca geçmişte kalan bir yapı olmadığını, yaşayan bir toplumsal hafıza olduğunu vurguladı.

 

“BİR TOPLUM VİCDANINI KAYBETTİĞİNDE ÇÖZÜLÜR”

Konuşmasının sonunda toplumsal birlik ve vicdan vurgusu yapan Ali Coşkun, şu ifadelerle konuşmasını tamamladı:

“Alevilik bugünü terbiye eden, geleceği mayalayan bir vicdan öğretisidir. Ve unutmayın… Bir toplum vicdanını kaybettiğinde çözülür.”

Program, deyişler, sohbetler ve toplu hatıra fotoğraflarının ardından sona erdi.

Başkan Ali Coşkun’un tam konuşması şöyle sıralandı:

 

“Hak-Muhammed-Ali aşkına niyaz ederim canlar.
Cümle erenlerin, pirlerin, mürşitlerin himmeti üzerimize olsun.
Hakk’ın rahmeti, Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin nefesi, Şah-ı Merdan Hazreti Ali’nin adaleti yolumuza ışık olsun.

Kıymetli canlar, değerli misafirler;

Bugün burada, Aydınımızın güzel ilçesi Germencik’te düzenlenen 5. Geleneksel Kızılcapınar Bahar Şenliği’nde sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.

Öncelikle bu güzel buluşmaya emek veren Germencik Belediyesi’ne,
Ege Tahtacı Kültür Eğitim Kalkınma ve Yardımlaşma Derneği Kızılcapınar Şubesi’ne, kıymetli dernek başkanımıza ve gecesini gündüzüne katarak çalışan bütün emekçi canlara yürekten teşekkür ediyorum.

Hak emeklerinizi boşa çıkarmasın.

Kıymetli Canlar,

Türkmen Alevi Ocakları Birliği Kültür Eğitim ve Sağlık Vakfı’nın başkanı olarak yıllardır Anadolu’nun birçok şehrinde, Balkan coğrafyasında, Ege’de, Trakya’da nice ocaklarla, nice gönül ehliyle bir araya gelme fırsatı bulduk.

Her gittiğimiz yerde şunu gördük canlar; bir toplumu asıl yaşatan şeyin hafızası olduğunu, kültürü olduğunu, birbirine sahip çıkma duygusu olduğunu…

Bugün burada da aslında yalnızca bir bahar şenliği görmüyoruz.
Burada geçmişten bugüne taşınan bir kültürün nefesini görüyoruz.
Bir lokmanın paylaşılmasında yaşanan kardeşliği,
bir sazın telinden doğan hafızayı,
bir sofranın etrafında birlik olmanın kıymetini görüyoruz.

Tahtacı Türkmen kültürü de işte bu toprakların en köklü hafızalarından biridir.
Doğayla kurduğu bağla, emeğe verdiği değerle, dayanışma geleneğiyle ve kuşaktan kuşağa taşıdığı irfanıyla Anadolu’nun sessiz ama güçlü damarlarından biri olmuştur.

Ve bütün bunların merkezinde aslında çok kadim bir insan anlayışı vardır.

Alevilik dediğimiz hakikat… Tam da burada başlar canlar o hakikat…

Alevilik yalnızca anlatılan bir inanç değildir.
Alevilik bir yol’dur.
Bir erkân’dır.
Bir ikrar’dır.
Bir vicdan terbiyesidir.

Bizim yolumuzda insan; diliyle değil, önce gönlüyle sınanır.
Çünkü Hak katında en ağır yük; kibirdir.
En büyük erdem ise bir canı incitmeden yaşayabilmektir.

Şah-ı Merdan Hazreti Ali’nin dediği gibi:
“İnsanın değeri, aradığı şeydir.”

İşte bizim aradığımız şey makam değil canlar…
Hakikattir.
Muhabbettir.
İnsanı insan olduğu için sevebilmektir.

Alevilik, insanı korkuyla değil; irfanla büyüten bir yoldur.
Bu yolun merkezinde kin değil rıza vardır.
İntikam değil adalet vardır.
Gösteriş değil edep vardır.

Onun içindir ki bizim yolumuzda “eline, beline, diline sahip ol” sözü yalnızca bir öğüt değildir.
Bu, insanın kendi nefsine karşı verdiği ikrardır.
Çünkü gerçek dara durmak; bazen insanın kendi vicdanının karşısında durabilmesidir.

Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin söylediği;
“İncinsen de incitme” sözü aslında bütün Alevi-Bektaşi öğretisinin özüdür.
Çünkü bir gönül kırmak, bizim yolumuzda yalnız bir insanı değil; Hakk’ın tecellisini incitmek sayılır.

Bizim cemlerimiz bu yüzden yalnız ibadet yeri değildir canlar.
Cem; insanın kendisiyle yüzleşmesidir.
Orada makam yoktur.
Üstünlük yoktur.
Lokma birdir.
Nefes birdir.
Muhabbet birdir.
Çünkü Alevilikte can cana üstündür; insan insana değil.

13. yüzyıl Anadolu’suna baktığımızda; savaşların, işgallerin, isyanların ve büyük kırılmaların yaşandığı karanlık bir dönem görürüz. Anadolu yalnızca siyasi olarak değil, manevi olarak da büyük bir çözülmenin içerisindeydi.
Tam da böyle bir dönemde Horasan’dan Anadolu’ya bir irfan kapısı açıldı.
Çünkü dağılan gönülleri yeniden ayağa kaldıracak olan şey yalnız güç değildi; hikmetti, irfandı, Ehl-i Beyt sevgisiydi.

İşte o dönemde Hoca Ahmed Yesevi dergâhından Anadolu’ya gönderilen Hünkâr Hacı Bektaş Veli ve Horasan erenleri, Anadolu’nun manevi mayasını yeniden yoğurdu.

Alevi-Bektaşi geleneğinde anlatılan o menkıbe çok derin bir hakikati taşır.

Dergahtaki karakazanın altından alınan yanık odunun Anadolu’ya fırlatılması ve o odunun Hacıbektaş dergâhında yeşererek dut ağacına dönüşmesi…

Bu anlatı bize şunu söyler canlar:

Horasan’dan Anadolu’ya yalnız insanlar gelmedi.
Bir yol geldi.
Bir erkân geldi.
Bir ahlak geldi.
Muhammed-Ali sevgisi geldi.
Ehl-i Beyt aşkı geldi.

Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin kendisini anlatırken söylediği sözler de bunun açık ifadesidir:

“Aslım Muhammed soyundan… Meşrebim Muhammed Ali’dendir.”

İşte Alevilik dediğimiz hakikat tam da budur.
Bir soy iddiasından önce bir ahlak meselesidir.
Çünkü bizim yolumuzda önemli olan kandan önce candır.

Hazreti Ali’nin şu sözü de bu yolun özüdür:

“Her insan ya dinde kardeşindir ya da yaratılışta eşindir.”

İşte Alevi irfanı insanı tam da böyle görür.
İnsanı ayırmadan, ötekileştirmeden, Hakk’ın yarattığı bir can olarak…

Ocak sistemi de bu yolun taşıyıcı direğidir.
Ocaklar “el ele, el Hakk’a” anlayışıyla birbirine bağlıdır.
Bu yalnızca bir inanç organizasyonu değildir.
Bu, yüzyılların birbirine bıraktığı bir emanet zinciridir.

Bugün Balkanlar’dan Anadolu’ya, Batı Trakya’dan Ege’deki Tahtacı Türkmen Alevilerine kadar uzanan büyük bir Alevi-Bektaşi kültüründen söz ediyoruz.
Bu yol bazen bir nefeste yaşadı, bazen bir deyişte, bazen bir sazın telinde, bazen de dara duran bir canın sessizliğinde…

Tahtacı Türkmen Alevilerinin bağlı olduğu Yanyatırlı ve Hacı Emirli ocakları da bu büyük irfan geleneğinin yaşayan hafızalarıdır.
Çünkü bizim inancımız kitaplarda duran değil; yaşayan bir inançtır.

Canlar;

Alevilik bugünü terbiye eden, geleceği mayalayan bir vicdan öğretisidir.

Ve unutmayın…
Bir toplum vicdanını kaybettiğinde çözülür!

Bizim yolumuzun özü şudur:

Hakikati büyütürken insanı küçültmemek…

Çünkü gerçek irfan;
kendisi için değil, insanlık için yanabilmektir.

Sözlerime son verirken, bu güzel şenliğin birlik ve muhabbetimizi büyütmesini diliyor; başta Germencik Belediyesi olmak üzere, Ege Tahtacı Kültür Eğitim Kalkınma ve Yardımlaşma Derneği Kızılcapınar Şubesi’ne ve emeği geçen tüm canlara tekrar teşekkür ediyorum.

Hak lokmalarınız kabul ola.
Muhabbetimiz daim ola.
Gerçeğe Hü…”

 

 

Exit mobile version