Türkmen Alevi Ocakları Biriği Kültür Eğitim ve Sağlık Vakfı Başkanı Ali Coşkun, Hamzalı Köyü Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin düzenlediği “Tarihsel Temelleriyle Alevi İnancı, Hacı Bektaş Veli’den Yunus Emre’ye Erenlerin Kadim Yolu” başlıklı programa katılarak kapsamlı bir konuşma yaptı.
22 Şubat 2026 Pazar günü saat 14.00’te Ankara Mamak’ta düzenlenen program, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Etkinlik, inanç önderleri, sivil toplum temsilcileri ve çok sayıda vatandaşın iştirakiyle adeta bir gönül meydanına dönüştü.
“BUGÜN BURADA BİR HAFIZAYI DİRİ TUTMAK İÇİN TOPLANDIK”
be9818b0-cb95-4908-8ab6-791ed117706c (1)
Konuşmasına Alevi geleneğinin erkân diliyle başlayan Ali Coşkun, katılımcıları “Hakk-Muhammed-Ali aşkıyla” selamladı. Programın yalnızca bir etkinlik olmadığını vurgulayan Coşkun, şu ifadeleri kullandı:
“Bugün burada yalnızca bir etkinlik için toplanmadık.
Bugün burada bir hafızayı diri tutmak için toplandık.
Çünkü biliyoruz ki; yolunu kaybeden toplum gücünü değil, önce vicdanını yitirir.”
Hamzalı Köyü Kültür ve Yardımlaşma Derneği’ne bu anlamlı organizasyon için teşekkür eden Coşkun, Alevi yolunun kalabalıkla değil bilinçle büyüdüğünü ifade etti.
“BİZİM YOLUMUZ İRFAN YOLUDUR”
Konuşmasında Alevi inancının tarihsel köklerine değinen Coşkun, bu yolun isyan değil irfan yolu olduğunu belirtti:
“Bir yolun büyüklüğü kalabalıkla ölçülmez.
Bir yolun büyüklüğü, insanı ne kadar büyüttüğüyle ölçülür.
Bizim yolumuz bir isyanın değil, bir irfanın yoludur.
Kılıçla değil bilinçle yürünmüştür bu yolda.”
Alevi öğretisinin Horasan’dan Anadolu’ya, oradan Balkanlar’a uzanan bir gönül coğrafyası oluşturduğunu belirten Coşkun, düşünsel aklın Hacı Bektaş Veli, dilinin ise Yunus Emre olduğunu ifade etti. Kaynağında ise Ahmed Yesevi irfanının bulunduğunu söyledi.
“ALEVİLİK YAŞANARAK AKTARILIR”
Aleviliğin kitaplardan değil, yaşayarak öğrenilen bir yol olduğunu vurgulayan Coşkun, konuşmasında şu sözlere yer verdi:
“Bu yol bir dedenin susuşunda,
bir ananın lokma bölüşünde,
bir canın haksızlık karşısında geri durmayışında öğrenildi.
Yol anlatıldığında değil, yaşatıldığında kök salar.”
Ocak geleneğine ve dedelerin rolüne özel vurgu yapan Coşkun, “Bir dedenin susması, bir kütüphanenin yanıp kül olması demektir” diyerek inanç hafızasının korunmasının önemine dikkat çekti. Dijital çağın imkânlarının kullanılarak bu kültürel birikimin gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini belirtti.
“ALEVİLİK İLE CUMHURİYET AYNI VİCDANIN İKİ İFADESİDİR”
Konuşmasının önemli bir bölümünü Cumhuriyet vurgusuna ayıran Ali Coşkun, Alevi inancı ile Cumhuriyet arasındaki ilişkiyi tarihsel ve düşünsel bir çerçevede değerlendirdi.
Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in Aleviler için yalnızca bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda bir bilinç olduğunu ifade eden Coşkun, şu değerlendirmede bulundu:
“Alevilik ile Cumhuriyet sonradan birleşmiş iki yapı değildir.
Alevilik ile Cumhuriyet, insanı merkeze alan aynı vicdanın iki farklı ifadesidir.”



Laikliğin yalnızca anayasal bir ilke değil, inancın siyaset tarafından araçsallaştırılmasını engelleyen bir güvence olduğunu belirten Coşkun, Cumhuriyet’in eşit yurttaşlık anlayışının Alevi öğretisiyle örtüştüğünü söyledi.
BAŞKAN COŞKUN’DAN GENÇLERE ÇAĞRI
Programın sonunda gençlere seslenen Coşkun, inanç ve Cumhuriyet bilincinin gelecek kuşaklara taşınmasının önemine vurgu yaptı:
051ee316-7c68-409c-a9bd-d8980af2fe27
“Bu yolu bir yük değil, bir kök bilin sevgili gençler.
Gençlerimiz cemlerde seyreden değil; yolu omuzlayan, hizmeti paylaşan canlar olsun.”
1bcc9992-d473-4718-b1b0-6bef05111d1e
Ali Coşkun konuşmasını birlik, rızalık ve ocakların daim olması temennisiyle tamamladı.









Leave feedback about this