Türkmen Alevi Ocakları Birliği Kültür, Eğitim ve Sağlık Vakfı Başkanı Ali Coşkun, Tunceli Valiliği’nin düzenlediği Sarı Saltık Anma etkinliklerine katıldı. Tunceli iline kazandırılan aşevi ve cemevi açılışına da katılım sağlayan Başkan Ali Coşkun, konuşmasında, “Sarı Saltık, Hacı Bektaş Veli düşünce sisteminin en önemli ve öncelikli dervişlerindendir. Sarı Saltık, Hacı Bektaş Veli Dergahı’na bağlılığıyla nam salmıştır. Sarı Saltık, Hacı Bektaş Veli ile çağdaş olup Hacı Bektaş Veli’nin dervişidir. Eğitimini Hacı Bektaş Veli’den alan Sarı Saltık, Horasan erenlerindendir.” ifadelerini kullandı.

Türkmen Alevi Ocakları Birliği Vakfı Kültür, Eğitim ve Sağlık Vakfı Başkanı Ali Coşkun, Tunceli Valiliği’nin düzenlediği Sarı Saltık Anma Etkinliklerine katıldı. Tunceli Valisi Bülent Tekbıyıkoğlu’nun açılışını yaptığı aşevi ve cemevi töreninde sema ve deyiş dinletileri gerçekleşti.
Sarı Saltık Anma etkinliklerinin anlam ve önemine yönelik konuşma yapan ve Türkmen Alevi Ocakları Birliği Kültür, Eğitim ve Sağlık Vakfı olarak nesilden nesile aktarılan Alevi tarihi hakkında da açıklama yapan Vakıf Başkanımız Ali Coşkun, yaptığı konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Bu anlamlı günde Sarı Saltık’ın inancımıza sağladığı değerin altını çizmek ve yüzyıllardır süre gelen bilgilerimizi tazelemeyi bir görev addediyorum.

Biliriz ki biz 13. yüzyılda Hacı Bektaş Veli tarafından yetiştirilmiş halifelerin en kıymetlilerinden birisi de Sarı Saltık’tır.
- Sarı Saltık, Hacı Bektaş Veli düşünce sisteminin en önemli ve öncelikli dervişlerindendir.
- Sarı Saltık, Hacı Bektaş Veli Dergahı’na bağlılığıyla nam salmıştır.
- Sarı Saltık, Hacı Bektaş Veli ile çağdaş olup Hacı Bektaş Veli’nin dervişidir. Eğitimini Hacı Bektaş Veli’den alan Sarı Saltık, Horasan erenlerindendir.
Sarı Saltık, Balkan coğrafyasında Alevi-Bektaşi inancı adına gerçekleştirdiği çalışmalarla ön plana çıkmıştır. Sarı Saltık, Hacı Bektaş Veli tarafından Rumeli coğrafyasına görevli olarak gönderilmiştir. Doğu Avrupa’da Alevi-Bektaşi inancı adına faaliyetlerini tamamlayan Sarı Saltık daha sonra Anadolu’ya geri dönmüş ve Hacı Bektaş Veli tarafından Tunceli bölgesinde benzeri çalışmaları gerçekleştirmek üzere görevlendirilmiştir.

Sarı Saltık, Rumeli bölgesinde Alevi-Bektaşi inancının kuruculuğunu ve ilk temsilciliğini yapmıştır. Sarı Saltık ile ilgili önemli yazılı kaynakların yer aldığı sıralamada, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi önemli bir yer tutmaktadır.

Evliya Çelebi, eserinde Sarı Saltık’ın tarihi-inançsal kimliğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Sarı Saltık’ın, Hacı Bektaş Veli’nin dervişi olduğu, Hacı Bektaş Veli tarafından Rumeli bölgesinde Alevi-Bektaşi inancının kuruculuğunu ve temsilciliğini yapmakla görevlendirildiği, kendisine birtakım kutsal emanetler teslim edilen Sarı Saltık’ın, Doğu Avrupa’nın farklı noktalarına Hacı Bektaş Veli düşüncesini taşıdığı anlatılmaktadır.

Sarı Saltık Ocağı dede soyunun mensuplarına göre Sarı Saltık, Tunceli bölgesine Türkleştirme ve İslamlaştırma faaliyetleri için gelmiştir. Nitekim Sarı Saltık Ocağı dede soyunun mensupları kendi kimliklerini tanımlarken Horasan kökenli olduklarını, Türk-Türkmen soyundan geldiklerini ve dillerinin Türkçe olduğunu ifade etmektedir. Sarı Saltık Ocağı dede soyunun mensupları tarafından “Seyyid Sarı Sultan” olarak da anılan Sarı Saltık sözlü bilgilere göre Tunceli’ye gelerek Akören köyüne yerleşmiştir. Alevi-Bektaşi inancı adına bölgede hizmetler gerçekleştiren Sarı Saltık, Akören köyünde “Hakk’a yürümüş” ve bugün adıyla anılan dağın zirvesindeki mekanına sırlanmıştır.
Sarı Saltık çoğu eserde tarihsel bir özne olarak değerlendirilmektedir. Tarihi kaynaklara göre 13. yüzyılda mahiyetindeki on binlere varan Türkmen kitle ile Rumeli’ye geçerek Türkmenleri Balkanlar’a iskan etmiştir.
Diğer taraftan 13. yüzyıl Anadolu irfan-düşün-tasavvuf ortamının en yetkin temsilcilerinden olan Yunus Emre, bağlı olduğu irşat-teslimiyet-tarikat zincirini Tapduk Emre-Barak Baba-Sarı Saltık olarak ifade etmektedir. Bu veri, Sarı Saltık’ın Hacı Bektaş Veli düşünce geleneği ve Alevi-Bektaşi inancının tarihi açısından ne denli önemli ve etkili bir şahsiyet olduğunu ortaya koymaktadır. Nitekim Yunus Emre, Tapduk Emre ve Barak Baba, Alevi-Bektaşi düşün-inanç sisteminin 13. yüzyıldaki öncelikli temsilcilerindendir.

- Sarı Saltık’ın Alevi-Bektaşi inancındaki öncelikli ve önemli konumunu destekleyen en önemli dinamiklerin başında adına oluşmuş Alevi inanç-dede ocağı gelmektedir. Sarı Saltık Ocağı, Alevi inanç-dede ocağı yapılanışında önemli bir temsiliyete sahiptir.
Sarı Saltık Ocağı’nın tarihsel merkezi, Tunceli-Hozat bölgesidir. Ocak, Hozat bölgesi merkezli olarak farklı illere yayılan bir etkinliğe sahiptir. Sarı Saltık Ocağı’nın Hozat bölgesindeki tarihsel merkezi, Karaca köyüdür. Yüzyıllar boyunca Karaca köyü, Sarı Saltık Ocağı dede soyuna mensup ailelerin yaşadığı ve inançsal hizmet verdiği bir inanç merkezi olmuştur. Karaca köyü dışında Sarı Saltık Ocağı’nın Hozat’taki ikinci önemli merkezi, Akören köyüdür. Halk arasında Ağveren olarak adlandırılan köyde de Sarı Saltık Ocağı dede soyuna mensup aileler yaşamıştır. Akören köyünün Köybaşı ve Mezire mahallelerinde yakın tarihe kadar Sarı Saltık Ocağı dede soyundan aileler yaşamış olup her iki mahallenin de nüfusu Sarı Saltık Ocağı dede soyuna mensuptur. Sarı Saltık Ocağı dede soyunun mensuplarına göre Hacı Bektaş Veli, Alevi-Bektaşi inancının “piri”, “serçeşmesi” ve “hünkarı” olup tartışmasız ve yegane önderidir.
Sarı Saltık Ocağı dede soyunun mensupları, inançsal açıdan birbirine bağlıdır. Ocak içerisinde en üst ocaklı kol, Seyyid Aliler koludur. Sarı Saltık Ocağı dede soyunun mensupları inançsal açıdan birbirine bağlanarak kendi içlerinde en üst ulu makam olarak Seyyid Aliler kolunu kabul etmiştir.
Sarı Saltık Ocağı dede soyunun mensuplarının verdiği sözlü bilgilere göre Sarı Saltık’ın yedi oğlu olmuş ve soyu bu yedi koldan devam etmiştir. Sarı Saltık evlatları olan bu yedi kol; Seyyid Aliler, Molla Mustafalar, Kokumlar, Temmuzlar, Rehberler, Pineler ve Kurt Mahmutlardır.
Tunceli-Hozat merkezli Sarı Saltık Ocağı dede soyunun mensuplarının Alevi-Bektaşi inancı açısından taşıdıkları öncelikli konum ve önem arşiv kaynaklarına da yansımış durumdadır.
Nitekim miladi 22 Şubat 1913 tarihli arşiv belgesi Hozat’taki Sarı Saltık Ocağı dede soyunun mensuplarından Seyyid Mehmed Hızır [Hıdır]’a Dersim sancağı nakîbü’l-eşrâf kaymakamlığının verildiğini göstermektedir. Arşivde SB fonunda, 2 dosya numarası ve 32 gömlek numarası ile kayıtlı belge, Sarı Saltık Ocağı dede soyunun mensuplarının Alevi-Bektaşi inanç önderi olarak tarihsel süreçte sadece Alevi-Bektaşi kitle üzerinde değil genel ve geniş toplumsal yaşamda da etkin bir nüfuza sahip olduklarını ispatlamaktadır.
Kıymetli misafirler,
Şimdi ifade edeceğim bilgi Tunceli ilinde Osmanlı Devleti’nin varlığı ve etkinliği kurulmadan Sarı Saltıklı seyyidlerin bölgede yaşam alanı kurduğunu bire bir ispatlamaktadır. Elde edilen belgelerde verilen bilgilerden hareketle Sarı Saltık Ocağı dede soyunun mensuplarının dönemin siyasi gücü olan Osmanlı Devleti kurulduktan sonra da devletin nezdinde inançsal ve sosyal konumları itibarıyla muhatap alınan, muteber görülen, takdir ve ilgi gösterilen bir aile olduğu tespit edilmektedir.
Diğer taraftan Tunceli sahasına ait Osmanlı dönemine ait ilk arşiv kayıtları olan tahrir defterlerinde de Karaca ve Ağviran köyleri yer almaktadır. Bu son derece önemli kayıtlarda her iki köyde “Evlad-ı Resul” olan seyyidler yaşamaktadır. Hatta kayıtlarda Sarı S köyü merkezli Sarı Saltık Ocağı’nın tarihsel ve inançsal temelleri net bir şekilde ortaya konulmaktadır. Belge bağlamında Sarı Saltık’ın Alevi-Bektaşi inancı adına bölgede hizmet verdiği, Karaca köyünde Hakk’a yürüdüğü ve burada sırlandığı, türbesinin Karaca köyünde bulunduğu, Sarı Saltık’tan sonra soyunun Karaca-Akviran [Akören, Ağveren] köyünde devam ettiği aktarılmaktadır. Arşiv belgesi ile günümüzde aynı adlarla iki ayrı köy olan Karaca ve Akören [Ağveren]’in tarihte iki adı olan bir köy olduğu, Sarı Saltık’ın seyyid olup neslinin On İki İmamlar ve Ehl-i beyt üzerinden Hazreti Muhammed’e ulaştığı, Sarı Saltık’ın tasavvuftarikatgeleneğinde en üst makam olan kutbü’l-ârîfînliğe ulaştığı yazılı olarak ifade edilmektedir. Belgede verilen bilgilerden hareketle Sarı Saltık Ocağı dede soyunun mensuplarının dönemin siyasi gücü olan Osmanlı devleti nezdinde inançsal ve sosyal konumları itibarıyla muhatap alınan, muteber görülen, takdir ve ilgi gösterilen bir aile olduğu tespit edilmektedir. Saltık’ın neslinden gelen Seyyid Nebi Dede 16. yüzyılda Karaca köyünde yaşıyor olup hakkında evraklarda veri yer almaktadır. Bu veriler son derece önemli olup Karaca köyündeki ocakzadelerin seyyidliğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Tunceli coğrafyasında Horasan-Buhara kökenli Sarı Saltık ailesinin 16. yüzyıldan önce yerleşik olduğunu ve inanç-dede ocağı kurduğunu şüpheye yer vermeyecek boyutta göstermektedir.
Belge bağlamında Sarı Saltık’ın seyyid olup neslinin On İki İmamlar ve Ehl-i beyt üzerinden Hazreti Muhammed’e ulaştığı, Sarı Saltık’ın tasavvuftarikat geleneğinde en üst makam olan kutbü’l-ârîfînliğe ulaştığı yazılı olarak ifade edilmektedir.
Değerli canlar,
Bosna’nın efsanesi, Balkanların ereni, gönüllerimizin ferdi Sarı Saltık için söylenecek söz çok. Derviş’in sözleri ise benim söyleyeceğimden daha barış, daha insan, daha bir, daha diri: Ve konuşmamı noktalarken sözü Sarı Saltık’a bırakıyorum: “Sözün kesin olsun, HAK dilinden gelsin. ‘Denmedi, söz dönmedi.’ diyene; ‘HAK DİLİ’nden gelsin.”

Leave feedback about this